Haliç (Altın Boynuz)


Dünyanın en büyük doğal oluşumlarından biri olan Haliç; Türkçe ismini coğrafik yeryüzü şeklinden alıyor olsa da, yabancılar onu Altın Boynuz (Golden Horn) olarak biliyor ve tanımlıyor. Bu tanımı almasındaki en büyük neden şeklinin bir boynuzu andırması ve İstanbul’un tarihi hazinesine önemli katkılar sağlamasıdır.

İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi ile buluştuğu noktada Avrupa Yakası‘na doğru Sarayburnu-Galata açıklarından itibaren başlayan ve Alibeyköy-Kağıthane dereleriyle son bulan bu su yolunun toplam uzunluğu 7,5 kilometredir. Haliç’in en büyük su kaynakları Alibeyköy ve Kağıthane dereleri olsa da bu derelerin debisinin düşük olması, Haliç’i sürekli bataklığa sürüklemiştir. Sanayileşme ve şehirleşme ile artan kirlilik nedeniyle artan koku, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle giderilmeye çalışılsa da kalıcı bir çözüm ne yazık ki bulunamamıştır. İstanbul Boğazı’ndan kanallarla Haliç’e temiz su taşıma fikri, biraz olsun ona nefes aldırmayı sağlamış.

Bizans İmparatorluğu‘ndan Osmanlı İmparatorluğu‘na kadar şehrin ana limanı görevi gören ve nakliye, ticaret ve savunma alanlarına İstanbul’un ihtiyacını karşılayan Haliç; stratejik konumu nedeniyle her dönem önemini korumuş. İmparator Konstantin; 4. yüzyılda Konstantinopolis‘i Roma İmparatorluğu‘nun başkenti ilan ettikten sonra donanmasının karargahını Haliç‘e kurmuş ve Haliç‘ten gelebilecek olası tehditlere karşı da İstanbul Surları‘nı inşa etmişler. Ayrıca deniz üzerinden gelen saldırıları önlemek adına Haliç‘i İstanbul Boğazı‘ndan gemi girişine kapatmak amacıyla dev bir yüzen zincir de geçirdikleri biliniyor. İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethi sırasında bu zincir önemli bir rol oynamış ve Haliç‘e doğal yollarla giremeyen Fatih Sultan Mehmet, donanma gemilerini yağlı kazıklar üzerinden insan gücüyle Okmeydanı sırtlarından Haliç‘e indirmiştir. Bu olay fethin seyrini de Osmanlı İmparatorluğu lehine değiştirmiştir. Zincirin parçaları günümüzde İstanbul Harbiye Askeri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve İstanbul Deniz Müzesi‘nde sergilenmektedir.

Haliç‘i önemli kılan bir diğer konu da dünyaca ünlü sanatçılara ilham vermiş olmasıdır. Bu konuda en dikkat çeken isim Leonardo da Vinci olmuştur. Haliç‘in güzelliği; onun şiirlerine, resimlere ve edebiyatına ilham vermiştir. Hatta bununla yetinmeyip Sultan II. Bayezid tarafından şehirde 1502’de başlatılan bir bayındırlık projesine, dönemin şartlarına göre oldukça çağ ötesi olan şık bir köprü projesiyle katılmıştır. Hatta Leonardo da Vinci projenin o kadar kabul göreceğine inanıyormuş ki, köprüyü bizzat kendi de gelip inşa etmek istemiş. Fakat padişah, projenin teknik açıdan yapılmasının imkansız olduğunu düşünerek projeyi reddetmiş. 3 kemerden oluşan bu yaya köprüsü, zamanında Haliç üzerine yapılmış olsaydı, dünyanın en önemli ve en uzun köprülerinden biri olacaktı. Projenin çizimleri hala Topkapı Sarayı arşivlerinde yer alsa da sergilenmemektedir.

Haliç’e olan hayranlığıyla ünlü bir diğer sanatçı ise Fransız şair Pierre Loti‘dir. Şair, en ünlü eserlerini günümüzde Pierre Loti Tepesi olarak bilinen Eyüp sırtlarındaki bir tepede, İstanbul manzarasından esinlenerek yazmıştır.

Günümüzde Haliç’i ziyaret ederseniz mutlaka Pierre Loti Tepesi‘ni, Eyüp Sultan Camii‘yi, Miniatürk‘ü, Balat ve Fener semtlerini, Rahmi Koç Müzesi‘ni ve Galata Köprüsü‘nü rotanıza eklemelisiniz. Tüm Haliç’i boydan boya gezerek Eyüp-Üsküdar arası seyreden ve Haliç’teki tarihi iskelelerde duran şehir hatları vapurunu da keşif için kullanabilirsiniz.


Ziyaret Saatleri

Günün her saati Haliç manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

Telefon Numarası

E-Posta Adresi

Bağlantılar

Otelz.com, otel rezervasyonunda Türkiye'nin tercihi
Bu yeri paylaşın

Görüşünüzü Bildirin

Agoda WW